DEM
-Bölüm 1 -
Saat 09:50 Zil uzunca çalmıştı, gece onu rahatsız eden düşünceleri geç uyumasına sebep olmuştu. Gözlerini ovuşturarak yatağından hızlıca kalkıp kapıya doğru yöneldi ve "Kim o?" diye seslendi. "Kurye, dosyanız var." cevabından sonra kapıyı açtı ve gerekli yerleri imzalayıp dosyayı aldı. Sabah sersemliğini üzerinden atması için kendine kahve koydu, bu sırada zarfı açıp içeriğine baktı, şöyle diyordu; "Kim olduğumu tahmin edebilirsin ama neler yaşadığımı asla. Saat 19:30'da Kıyı Cafe'de seni bekleyeceğim." Göndereni tahmin etmesine rağmen emin değildi, kahvesini çok sevdiği kulpu kırık beyaz kupasına koyup salonun pencere önündeki ahşap masaya koymuştu. Yüzünü yıkadıktan sonra geri gelip kupayı iki avucuna alarak kahvesini yudumladı. Yağmurun cama vurup öldürdüğü damlacıklara bakarak emin olmaya çalışıyordu, zarfı göndereni düşünüyordu. O'un,güldüğünde görünen çarpık ön dişlerini bile özlemişti. Yüreğini sıkıştıran bu durumdan uzaklaşması gerekiyordu. Yıllar geçince bazı duyguların ölmeyip daha da güçlenmesi onu daha da yoruyordu. Koltuktaki sol üst köşesi kırık kumandayı alıp müzik çalardan Taylor Swift "Come Back... Be Here" parçasını açmıştı. Akşam o cafeye gidip gitmemesi konusunda karar verememişti. 4 yıl sonra bu buluşmanın zamanı neden doğum gününe denk gelmişti? Hisler insanı yanıltabilir ama asla yalan söylemez, geçen yıllara rağmen ona duyduğu nefret sevgisinin önüne geçememişti çünkü hisleri gerçekti. Lavaboya gidip aynanın karşına geçti ve özensiz duran yüzünü inceleme başladı. Çeşmeden hızlı hızlı damlayan suyu avucunda biriktirip saçlarını ıslattı ve geriye yatırdı. Omzunda biten siyah gölgeli sarı saçlarına dikkatlice baktı, büzülen alt dudağından hemen sonra sol gözünden damlayan yaş acısının taştığını ve artık direnmemesi gerektiğini söylüyordu. Küvetin kenarına oturup haykıra haykıra ağlıyordu, ayakları çırpınırken yerdeki paspası kenara fırlatmıştı. Dizlerinin üstüne çökerek derin ve kesik kesik nefes aldı, tüm bu acıların sebebi bu akşam onu cafede bekliyordu. Sağ elinin tersiyle yüzündeki yaşları silerek ayağa kalktı, hıçkırıkları devam ediyordu. Küçük adımlarla odasına gidip yüz üstü atağa bırakmıştı kendini. Hayat ona dinlenme fırsatı sunar gibi uykuya yatırmıştı. Uyandığında saat 16:28 di, uykusunda bazı şeyleri değerlendirmişçesine akşam o cafeye gitme kararı almıştı. Amacının yeniden başlamak ya da tamamen bitirmek olduğunu bilmiyordu, sadece oraya gitmek istiyordu. O'nu gördüğünde yumuşayacak olan duyguları umurunda bile değildi, yıllarca eksikti ve bunu doldurmak bir buluşmada imkansızdı nasılsa. Hazırlanıp çıkmıştı, oraya erken gidip bekleyen kişi olmak istiyordu. Yılbaşının yaklaşmasıyla caddeleri fazlasıyla aydınlatan ışıklar ona eşlik ederken o neler söyleyeceğini, nereden başlayacağını tasarlıyordu. Yağan ıslak kar yürümeyi iyice zorlaştırıyordu, bir taksi durdurup cafeye doğru yola koyuldu. Cama düşen kar tanesinin ağır ağır aşağı düşüşünü izlerken başka bir şey düşünmüyordu. Artık olması gereken şeyler olacaktı. Taksi ücretini verip arabadan indi, cafenin kapısında durdu ve derin bir nefes çekti, yıllarca bekleyen sorular ve acılar artık bir muhatap bulacak ve belki de her şey sona erecekti...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder