17 Şubat 2015 Salı

DEM

-Bölüm 5-

Ozan yavaş adımlarla komserin karşısındaki ikili koltuğa geçerken gözleri Nisan'da cevap arar gibiydi. Ortadaki üzeri tükenmez kalemlerle karalanmış ahşap masanın üstünden geçerek koltuğa oturdu. Kahvesini sehpaya koyan komser Ozan'a bakarak "Ozan bey hoş geldiniz. Cinayet komseri Nusret Aksoy," dedi ve elini uzattı. Ozan şaşkınlığını gizlemeye çalışsa da meraklı gözlerle Nisan'a bakarak bir şeyler söylemesini istiyordu, komserin uzattığı ele karşılık verdi ve "Memnun oldum," dedi ve Nisan'a yönelerek devam etti, "Nisan? Neler oluyor?!". Yan taraftaki tekli siyah koltukta oturan Nisan boğazını temizleyip cevap verdi, "Komser Nusret bey, Ege'nin ölümüyle ilgileniyordu. Otopside bunun bir trafik kazası olmadığı çıkmış ve dosyayı Nusret bey almıştı." Komser lafını keserek "Evet ama ne motoru bulabildik," elleriyle Ozan'ı işaret ederek "Ne de tek görgü tanığı olan size ulaşabildik..." dedi. Alnında küçük baloncuklarla terlemeye başlayan ozan ellerini birleştirerek "Bakın ben tüm olanları Nisan'a anlattım. Olayı gözlerimle gördüm, Ege o viraja çok sert girmişti ve virajı alamayıp savruldu." dedi ve yüzü acı içinde olan Nisan'a bakarak devam etti "Bunun cinayetle nasıl bir ilgisi olabilir anlamadım?". Komser masaya koyduğu dosyaya bakarak "Bakın, olaydan uzun bir süre geçti, eğer böyle olmasaydı sizden olay yerine bizi götürmenizi isterdim ama şimdi bunun bir anlamı yok." dedi ve kahverengi gözlerini Ozan'ın yumruk yaptığı ellerine dikerek devam etti "Bize başka şekilde yardımcı olmalısınız. Daha ayrıntılara girerek ve lütfen sakin olun. Arandığınızı biliyorum, ben sadece bir kaç bilgi almak için buradayım. Daha sonra İspanya'ya gidebileceksiniz." Ozan masada duran buruşuk peçeteyi alarak alnındaki teri sildi, ellerinin titremesine mani olamıyordu. Derin bir nefes alıp "Ne diyebilirim ki? 4 yıl geçti, yarışı düzenleyenleri mi, o gün orada olanları mı? Bunu ben bile hatırlamıyorum." dedi. Komser ellerini birleştirerek "Ozan bey öncelikle sakin olun, sizin hakkınızda bir işlem yapmayacağım. Lütfen rahatlayın." dedi ve Nisan'dan bir bardak su isteyerek Ozan'a yöneldi "Ege'nin motorunun bakımını kim yapmıştı? Bunu biliyor musunuz?" dedi. Bu soru karşısında rengi biraz daha atmış, teni soğumuştu. Bunu gören komser mutfağa doğru bakıp Nisan'ın henüz gelmediğini görünce "Ozan bey, iyi değilsiniz! Neyi gizliyorsunuz?" diye sordu. Göz bebekleri büyüyen Ozan kısa kısa nefeslerle cevap verdi "Neyi gizleyebilirim ki?! Beni neyle suçluyorsunuz siz?!" . Komser kısık sesle "Sakin olun bir şeyle suçlamıyorum ama siz iyi değilsiniz, anlatmadığınız ne var? O motorun bakımını kim yaptı? diye sordu. O sırada elinde bardakla gelen Nisan bardağı sehpaya koyup oturdu. Sararmış ve terlemiş Ozan'ı gören Nisan "Ozan?! Neyin var, iyi misin?!" diye sordu ve Ozan birden ayağa kalkarak bağırmaya başladı, "Sana arandığımı söyledim Nisan! Sen evinde bir komserle beni bekliyorsun, siz bana ne demeye çalışıyorsunuz!?" Nisan neler olduğunu anlamaya çalışırken komser ayaklanıp ozanın yanına doğru yöneldi, tam o sırada komseri iterek yere düşürdü ve koşarak kapıya yöneldi, Nisan'a bakıp "Benimle gelmeliydin Nisan!" dedi ve evden çıkıp arabasıyla uzaklaştı. Hemen arkasından dışarı çıkıp plakayı alan komser telsizle durumu bildirip arabanın yakalanmasını anons etti. Nisan çığlıklar içinde dışarı çıkıp "Neler oluyor?! Hiç bir şey anlamıyorum?!" diye ağlamaya başladı. Nisan'ı omuzlarından tutan komser "Nisan hanım kardeşinizin ölümüne sebep Ozan olabilir, yani emin değilim..." dedi ve devam etti "Siz lütfen eve geçin ve kapı pencereleri kapalı tutun. Ben size koruma göndereceğim. Benden haber bekleyin." Arabasına binip eliyle Nisan'a eve girmesini işaret etti ve Ozan'ı takip etmek için gaza bastı. Telsizden bilgi alan komser ne tarafa gidebileceği konusunda kararsızdı, bir süre arabasını süren komsere gelen anonsta, Ozan'ın Balçova yolunda görüldüğü bilgisi geldi. 1 saat sonra Çeşme yakınlarında arabanın durdurulduğu anonsu gelmişti. Komser olay yerine yakındı ve oraya yol almıştı. Geldiğinde Ozan'ın polis arabasında kelepçeli olarak görmüştü. Kapıyı açarak "Neden? Neden kaçtın?!" diye sordu. Ozan cevap vermemişti. Ekipler karakola doğru yol almıştı. Komser Nisan'ı arayarak yakalandığını bildirmişti...

Saat 13:47

"Bu hale nasıl geldin?" diye sordu komser. Sorgu odasının soğukluğu içini ürpertmişti Ozan'ın. Masaya eliyle vuran komser soruyu tekrarladı. Ozan başı eğik bir şekilde süzülen göz yaşlarıyla anlatmaya başladı, "Böyle olmayacaktı, kimse ölmeyecekti! Motorun fren ayarıyla oynadım evet ama, böyle olmasını nasıl isteyebilirim!" hıçkıra hıçkıra ağlayarak devam etti "O benim kardeşim gibiydi, bunu yapamazdım!". Komser ayağa kalkarak "Motorun freni ile neden oynadın?" diye sordu. Koluyla gözlerini sildi ve burnunu çekerek "Yarış dışı kalacaktı. O yarıştan birinci çıkamazdı zaten. Biriyle anlaştım eğer yarış dışı kalırsa bana para verecekti ama bunu bizim için yapmıştım zaten!" dedi. Masanın etrafında dönen komser "Yani şike? Öyle mi?" diye sordu. Ozan ellerini masaya koyarak "Evet ama ölüm yoktu! Yarışın başlarında freni kullanır diye düşündüm ama hiç fren kullanmadı! Ta ki o viraja kadar... Oraya... Geldiğinde, zaten fren tutmuyordu!" dedi ve bağırarak ağlamaya başladı! Dinleme odasına eliyle bir bardak su işareti yapan komser "Peki o akşam neden kaçtın ? Cezanı çekmen gerekiyordu?" diye sordu. Ağlamaktan konuşamayan Ozan kötü durumdaydı. Odaya gelen suyu masaya koyup "Al bir yudum al," dedi ve devam etti "Ozan sen hapse gireceksin bu kesin, eğer bu işin içindeki diğer suçluların ismini verirsen cezanda hafiflemeler için söz veririm." Ozan ağlamaya devam ediyordu. Sorgu iki saat kadar sürmüş ve sonrasında savcılığa sevk edilmişti. Komser karakolda bekleyen Nisan'a olayı açıklamıştı. Bu şokla baygınlık geçiren Nisan hastaneye kaldırılmıştı...

Hastanede gözlerini açan Nisan yıllar öncesine gitmişti, acısı hala tazeydi. Sabaha kadar sakinleştirici verilerek uyutulan Nisan bitkin uyanmıştı. Onu almaya komser Nusret gelmişti. Taburcu işlemlerini bitirip eve koyulmuşlardı. Komser olan ve bundan sonra olacak olan her şeyi anlatmıştı. Ozan hapishaneden çıktığında belki de artık onu tanıyamayacaktı...

Nisan arabadan inerek evinin merdivenlerine oturdu. Komser yanına gelerek "Nisan hanım takrar başınız sağ olsun, yaşadıklarınız çok ağır. Her ne olursa olsun ben yardımcı olmak için hazırım." dedi. Elini uzatan Nisan solgun yüzüyle bakarak "Size nasıl teşekkür etsem az. Yıllar sonra bana cevabı verdiniz. Hakkınızı ödeyemem!" dedi. Komser elini sıktıktan sonra bir adım geri gelerek "Bunları düşünmeyin, siz güçlü olmaya çalışın. Bu çok zor biliyorum ama hayat devam ediyor." dedi ve ekledi, "Kendinize iyi bakın Nisan hanım." Arabasına binip uzaklaşan komser Nisanı o gerçekle yine baş başa bırakmıştı... YALNIZLIK...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder