DEM -Bölüm 4- 20 Aralık saat 23:47 Gözlerini güç bela açan Nisan'ın ilk gördüğü odanın flöresanlarıydı, kafasını çevirdiğinde sol koluna takılı serumu gördü "Ege? Kardeşim. O iyi mi?" diye mırıldandı. Başında evrakları dolduran doktor serum ayarını azaltıp "Nisan hanım, sinir krizi geçirdiniz ve size sakinleştirici verdik. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" diye sordu. Dudakları birbirine yapışıyordu ve zor konuşuyordu "Kardeşim, o iyi mi?" diye tekrar sordu. Doktor karşısında duran hemşireye bakıp "Kardeşiniz, onu kaybettik. Buraya getirildiğinde müdahale edemedik bile, başınız sağ olsun." diyerek odadan çıktı. Sol gözünden süzülen yaş yastığını ıslatıyordu, kısık kısık çıkan nefesi çığlık çığlığa ağlaması gibiydi. Hemşire dozu arttırarak uyumasını sağladı ve odayı terk etti... 21 Aralık 08:26 Doktor odaya girince uyanık olan Nisan'a bakarak "Nisan hanım yaşadıklarınız çok acı fakat dışarıda trafik şubeden bilgi almak isteyen memurlar var ve kardeşinizi buraya getiren kişiye ulaşamıyoruz." diyerek devam etti "Eğer kendinizi biraz toparlar bir kaç bilgi verebilirseniz..." Nisan kuru dudaklarıyla "Ozan, nereye gitti? Benim, hiç bir bilgim yok." dedi. O sırada içeri lacivert ceketiyle bir adam girdi ve "Nisan hanım başınız sağolsun. Trafik şubeden komser Nihat Orakçı." dedi ve sandalyeyi yatağın yanına çekerek devam etti "Kardeşinize ne olduğuna dair bir fikriniz yokmuş, onu otopsi incelemesi için götürmemiz gerekiyor." Boş boş bakan Nisan'ın omzuna dokunarak "Nisan hanım, beni duyuyor musunuz? Şurayı inzalamanız gerek." dedi doktora bakarak. Güçlükle kaldırdığı koluyla kalemi alıp imzaladı ve kolunu yatağa bıraktı. Komser doktora bakarak dışarı gelmesi için işaret yaptı ve çıktılar. "Doktor bey, kız iyi değil?" dedi. Kollarını birleştiren doktor "Bu çok normal," dedi ve devam etti "Ceseti görmemesi onun için çok daha iyi bile oldu, yaşadığı çok ağır bir travma. Ağır dozda sakinleştirici veriyoruz." Komser Ege'nin evraklarını alarak "Bir iki güne kardeşini alabilir, kendisine söylersiniz." diyerek hastaneden çıktı. Nisan'a sürekli sakinleştirici veriliyordu, kendine gelmesi onun için çok daha kötü olacaktı. Bu günlerce devam etti. Artık sakinleştiricilerin dozu azalıyor Nisan kendine gelmeye başlıyordu... 26 Aralık 15:57 Çalan kapıya "Girin." diyen Nisan içeri gelecek kişiye bakıyordu, gözleri Ozan'ı arıyordu. İçeri giren adam kendini tanıttı "Nisan hanım, ben Nusret Aksoy, cinayet masasından." diyerek yatağın yanındaki koltuğa oturdu devam etti "Öncelikle başınız sağ olsun. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Kardeşinizle ilgili konuşmaya geldim." Nisan acılı gözlerle bakarak "Iyi hissedemem, artık." Komser boğazını temizleyerek anlatmaya başladı "Kardeşinizi hastaneye getiren kişi trafik kazası bilgisi verdiği için olayla trafik şube ilgilendi, fakat yapılan otopsi incelemesi bunun bır trafik kazası olmadığını gösteriyor." Kaşlarını çatıp acı içindeki Nisan'ı görünce durakladı "Nisan hanım, kardeşinizin 27 farklı yerinden kemikleri kırılmış ve boynundaki kırık onu malesef öldürmüş..." ağlamaya başlayan Nisan'ı görünce "Özür dilerim acınıza tuz banmak istemem ama kardeşiniz cinayet kurbanı olabilir." yutkunarak devam etti "Ve acele etmemiz gerekiyor, geçen her saat işimizi zorlaştıracak." Hıçkırarak ağlayan Nisan güçlükle "Bilmiyorum, inanın hiç bir şey bilmiyorum..." dedi. Göz yaşları yüzünü ıslatmıştı. Derin nefes çekerek "Onu buraya getiren kişi, benim erkek arkadaşım ama onu günlerdir görmüyorum. Hiç bir şey anlamıyorum!". Derin bir nefes alan komser gözlerini ovuşturarak "Çok tuhaf! Kardeşiniz, çeşitli yarışlarda dereceler almış bir sürücüymüş. Böyle bir kaza yapması çok tuhaf. Mobese kameralarında o geceye ait hiç bir motor kazası yok, kardeşinizin kaza yaptığı motora da ulaşamadık." dedi, ayağa kalkıp pencereden dışarı bakarak ellerini arkada birleştirdi ve devam etti "Kardeşiniz, illegal yarışlara katılır mıydı?". Gözlerini sıkıca kapatan Nisan "Evet ama bana söz vermişti, 2 yıldır hiç bir yarış yapmadı." diye cevap verdi. Kartını ceketin iç cebinden çıkarıp komidine koyan komser "Kardeşinizin işlemleri tamam, kendinize geldiğinizde onu alabilirsiniz. Numaram yazıyor bu kartta, lütfen gelişme olduğunda bana ulaşın. Tekrar geçmiş olsun ve... Başınız sağ olsun." dedi ve odadan çıktı. Nisan anne ve babasından sonra şimdi de kardeşinin boşluğuna alışmaya çalışacaktı. -Ölüm herkes için şüphesiz ama yarattığı şu boşluk olmasa keşke.- Nisan 2 gün daha kaldığı hastaneden taburcu olmuştu. Ilk işi kardeşini alıp anne ve babasının mezarının ortasında kendisine ayrılan yere defnetmekti. Ege'nin ve kendi arkadaşlarının katıldığı cenazede pek de kalabalık yoktu ama tüm sevenleri katılmıştı. Nisan yalnızlığa alışmanın en acı yolundan geçiyordu. Bir yandan Nusret komser ile Ozana ulaşmaya çalışıyordu ama ne telefondan ne iş yerinden ne de evinden ona ulaşamıyorlardı. Nisan'ın kafası karışık şekilde olayları anlamaya çalışıyordu. Aylar geçti, sonra yıllar... Kardeşine ne olduğuna dair bilgi alabileceği tek kişi olan sevgilisine ulaşamamıştı. Kardeşinin acısı kalmasa da boşluğu diyar diyar geniş bir ova gibiydi. Ozan'ın yokluğuna alışması ona duyduğu nefret sayesinde kolaylaşmıştı. Komserle sürekli irtibatta kalan Nisan dosyanın kapatılmasına çok üzülmüştü. Ortada katil olmadığı ve yeterli bilginin sağlanamadığı için trafik kazası olarak kayıtlara geçmişti. Komserden kayda değer bir bilgi aldığında dosyanın yine açılacağına dair söz almıştı. Ozan hayatından tamamen çıkmıştı. İçinde ona dair sadece nefret vardı. Kardeşinin özlemi ise onu her sabah uyandıran acı haline gelmişti. Yarın onun doğum günüydü ama 20 Aralık günlerini hiç doğum günü olarak kutlamamıştı. Yatağına yattı ve 4 yıl öncesini düşünmeye başladı. Bu ona hiç bir şey katmıyordu ama düşünmekten vazgeçemiyordu... Saatler ilerlemişti... Sabah uzunca çalan kapı sesine uyanıp kapıya yönelmişti. Kurye bir zarf getirmişti... Saat 17:45 Zor saatler geçirmişti, acı çekmiş ve dağılmıştı. Uyuya kalmıştı, uyandığında göz yaşları kirpiklerine yapışmıştı. Dışarda yağan yağmurda ıslanmak için evden çıktı ve yürümeye başladı... Nisan Nusret komseri aramıştı "Alo, Nusret bey. Nisan ben. Kardeşimi kaybetmiştim motor kazasında?" dedi. Komser "Aaa evet Nisan hanım," diyerek devam etti "Nasılsınız? Buyurun dinliyorum." Nisan yaptığının doğru olup olmadığını bilmez halde "Bana zarf geldi ve bu o, yani Ozan. Beni bir yere çağırdı akşam gideceğim... Ne yapmalıyım?" dedi. Komser heyecanlı bir şekilde "Onu evinize çağırın Nisan hanım ve bana haber verin." dedi. Nisan çekingen bir sesle " Tamam, yani deneyeceğim." diyerek telefonu kapattı ve buluşma yerine gitmek için hazırlanmaya evine gitti...
17 Şubat 2015 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder